Geziler sayfasina dönüs

8.Etap: Florida-Virginia arası:

 

Tam bir ay kaldığımız Florida'nın yatçılık merkezi Fort Lauderdale kenti merkezinde, kanalların arasındaki bir evin arka bahçesine yapılmış 6 teknelik bir bağlanma yerinden ayrılarak kasırga mevsimini geçirmek üzere kuzeye, Virginia ve Maryland eyaletlerinin arasındaki Cheasapeake koyuna gitmek üzere yola çıkacağız. Bağlandığımız yerin adı "Bruno's Zoo" yani "Bruno'nun hayvanat bahçesi" ama hayvan olarak bir tek ördek dolaşıyor ortalıkta. Elektrik (220V dahil) ve su bağlantısı olan bir yer, fiyatı da diğer lüks marinalara göre çok uygun. Kasırga kuşağı güneyde Karayiplerin Grenada adasından başlayıp kuzeyde de ABD'nin Virginia eyaletine kadar uzanıyor, başka bir deyişle 12°Kuzey enleminden 36 °Kuzey enlemine kadar olan ICW'de Karavan kampıICWbölge. Bu bölge yazın Temmuz'dan sonbaharda Kasım'a kadar ortalığı çok şiddetli rüzgar ve yağmurlarla kasıp kavuran, denizin anormal yükselmesine neden olan kasırgaların gelme riski çok yüksek olan bir bölge. Ya tekneyi çok emin bir yerde tutup başında nöbet tutmak, ya da bu bölgenin dışına kaçmak gerek. Bu da kuzeyde Virginia ve Maryland eyaletlerinin arasındaki Cheasapeake koyu ve kuzeyi, güneyde ise Trinidad ve güneyi demek oluyor. Biz kuzeyi seçtik, böylece hem Amerika'nın doğu sahilindeki eyaletleri, hem de methini çok duyduğumuz iç su yolunu (Intra Coastal Waterway-ICW) görebileceğiz. Florida-Fort Lauderdale'den ulaşmayı planladığımız Virginia-Deltaville kasabası arasındaki mesafe iç su yolundan gitmek kaydı ile 952 dm. Kabaca hesapla aradaki duraklarla bir ayda gidebileceğimizi düşünüyoruz. Fort Lauderdale'de kaldığımız bir ay boyunca hem kardeşimiz Osman ve ailesi ile hasret giderdik, hem de kiraladığımız bir otomobil ile çevreyi dolaştık. Bir aylık bir tatil yapmış olduk. Ancak zaman çabuk geçiyor ve kasırga mevsimi yaklaşıyor. Hatta Florida'da kasırga hazırlıkları bile başladı, radyo ve televizyonlarda sürekli anonslar yapılıyor ve alınması gereken tedbirler anlatılıyor.

19-27 Haziran: Biz de fazla vakit geçirmeden, kardeşimize ve tanıdıklara veda edip 19 Haziran günü sabahı yola koyulduk. İç su yolu ( ICW ) güneyde Miami'den başlayıp Kuzeyde Norfolk kentine kadar uzanan ve Amerika'nın doğu kıyısına paralel giden bir su yolu. Atlantik kıyısının hemen batısında bulunan göl, bataklık, nehir ICW de golfICWağızları ikinci dünya savaşı sırasında askeri amaçla birleştirilmiş, geçit vermeyen yerler ise kanallar açılarak teknelerin geçmesine uygun hale getirilmiş. Savaş sonrasında ise su yolu daha çok yat ve balıkçılar tarafından kullanılmakta. En sığ yeri 2m denmesine rağmen özellikle okyanus çıkışlarında hareketli kum bankları nedeni ile daha da sığ veya daha derin olabiliyor, buralardan dikkatli geçmek gerekiyor. Ayrıca 1-2m civarındaki gelgit de takip edilmesi gereken bir hadise. İç su yolu içindeki kanal sabit levhalar ile işaretlenmiş, kanalın dışına çıkınca kuma oturmak kaçınılmaz. Sular alçalırken bir yere oturunca da suların tekrar yükselmesini beklemekten başka çare yok! Ayrıca özellikle yerleşim bölgelerinde köprüler var. Müsait yerlede bu köprüler sabit yapılmış ve 20m yüksekliğe sahip. Ancak şehir içlerinde açılır köprüler var ve telsizle operatörü arayıp açtırmak gerekiyor. Tüm trafik dururken tıngır mıngır bir teknenin açılan köprüden geçmesi pek hoş oluyor. Fort Lauderdale ile West Palm Beach arasında 25 civarı açılır köprü olduğundan bunları açtırmakla uğraşmak yerine Fort Lauderdale Atlantik girişi olan Port Everglade'den Atlantiğe çıktık ve 52 dm'lik mesafeyi okyanustan geçerek katettik. Golfstrim akıntısı sayesinde 8-9 knot hız yapmaya başladık. Sonra da West Palm Beach girişinden çok iyi işaretlenmiş kanala girip hemen kuzeydeki Lake Worth demir yerine demirledik. Bot ile karaya çıkıp çevreyi Köprüdolaştık ve bir Köprüakşam yemeği yedik. Ertesi gün erken (8:00) yola çıkıp kanal üzerindeki bir yakıt istayonundan mazotumuzu tamamlayarak motor ile yola devam ettik. Hava çok sakin, evlerin arasından geçerek gidiyoruz. Kanal suyu oldukça bulanık olmasına karşın çoluk çocuk denize giriyor. Kanal dar olduğu için otopilot kullanmak imkansız, epey de trafik var, çaresiz bu kanalı dümen tutarak geçeceğiz. Tabi kanalda yelken açmak da mümkün değil. Lüks villaların arasından geçen kanal Indian River bölgesinde genişledi ve bizi Fort Pierce, Causeway adasına götürdü. Burada bir sitenin marinasının karşısına demirledik ve akıntı yüzünden kıçımızı rüzgara vererek garip ama sakin bir gece geçirdik. Sabah sakin bir hava ile tekrar kanala ve Indian River'e döndük ve bu kez 68 sm (kanalda mesafeler kara-statü mili ile ifade ediliyor; 1sm=1602m, biz de bu ölçüyü kullanacağız) ilerdeki Cocoa kasabasının demir yerine bir marinanın önüne demirledik. Bot ile karaya çıkıp sakin görünen kasabayı gezerken Cape Canaveral uzay merkezinden fırlatılan bir füzeyi izlemek şansına sahip olduk. Sonra da şık bir İtalyan lokantasında akşam yemeğimizi yiyip tekneye döndük. Ertesi gün yine Indian River'den yola devam ederken uzaktan NASA tesislerini gördük. Yolda epey amatör balıkçı var, sahillerde ise kamping ve yazlıklar yer almış. New Smyrna (Yeni İzmir) şehrini de arkada bırakıp otomobil yarışları ile tanınmış Daytona Beach kasabasında demirledik. Burada iki gece kalıp nefis bir plaja sahip bu yeri etraflıca dolaştık. Haziran ayında bu bölge ciddi sıcak yapıyor, yüksek nem de Cephe yaklaşıyorcabası. Sık molalar vererek turumuzu tamamladık. Dönerken Saint Augustinedeniz malzemeleri satan dükkandan eksik ICW haritalarımızı satın aldık. Kampanya varmış, yarı fiyata verdiler ne de iyi oldu anlatamam. Buradan çok sakin bir seyir ile 53sm ilerdeki Amerika'nın en eski yerleşimlerinden olan St. Augustine'e geçtik. Yine bir marinanın karşısındaki demir yerine kalabalık bir tekne topluluğunun arasına demirledik. St. Augustine gelen turistler sayesinde çok canlı bir yerleşim ve burayı keşfe başladık. Diğer Amerikan şehirlerinden farklı olarak sokaklarında yürüyen insanların olduğu bu yer çok hoşumuza gitti ve burada 3 gece kaldık. İki gün zarfında şehrin her tarafını ve müzelerini gezdik, hatta sinemaya bile gittik. Haziranın 27sinde kuzeye doğru kanal yolculuğumuzda arkamızdan gelen bir cephe rüzgarla birlikte sıkı bir de yağmur getirince, kokpitteki haritaları ıslanmaktan kurtaralım derken dümeni boşladık ve neticesinde farkında olmadan kanaldan çıkıp bir kum bankına yumuşak iniş yaptık. Ne kadar uğraştıysak nafile, alçalan sularla birlikte daha beter gömüldük. Alçak suya 2 saat var. Vagabond yavaş yavaş yatmaya başladı ve küpeşteye sular gelene kadar 35 derece yattık. Neyse sonrasında sular yükselmeye başladı ve biz de tam 5 saat sonra bu cendereden kendimizi kurtarıp en yakın demir yerine, Amelia nehri ağzına saat 21:00 de demirledik. Burası Florida'daki son durağımız oldu.

CocoaSaint Augustine

28-30 Haziran: Yorgun argın yatıp ertesi gün yine sığ yerlerden zorla ve bazen de yüksek su bekleyerek 70 sm yol yaptık ve Georgia eyaletindeki ilk durağımız olan North River Demir yeriağzına ulaştık. Georgia Florida gibi değil, çok boş. Tam bir vahşi yaşam mahalli. Su yolu balık dolu. Beslenmeye gelen yunuslar ve çoğunluğu pelikanlar olan çeşitli kuşlar, avlanmaya gelen amatör balıkçılar kanal boyunca sık rastladıklarımız oldular. Çevrede bataklıklar da olduğu için böcek ve sinek de bol, hele "no see um's" diye göze görünmeyen bir sivrisinek cinsi var ki soktuğu yeri acayip yakıyor. Ayrıca kanalın bakımı da iyi yapılmadığı için (ödenek azmış) epey sığ yerler de var. Bu ıssız yerde de bir gece geçirdikten sonra 29 Haziran'da kanaldan ayrılarak dar bir yan kanalın içindeki Turner Creek demir yerine yine bir marinanın karşısına demirledik. Yaptığımız yol 65 sm oldu. Kanal burada çok daraldığı için bir de kıç demiri atarak Vagabond'u sahile paralel konumda sabitledik. Burası Georgia'nın büyük şehri Savannah'a çok yakın, ertesi gün botu marinaya bağlayarak otobüs ile bu şehri keşfe gittik. Otobüste zenciler ve gezgin teknecilerden başkası yoktu. Savannah eski binaları olan yeşillikler içinde orta boy bir şehir. Nehir kenarında da büyük bir ticari limana sahip. Öğle yemeğimizi bir Avustralya lokantasında yedik ve yaya olarak şehri gezdik. Dönüşte ise hemen marinanın yanındaki süpermarkete uğrayarak eksiklerimizi giderdik.

1-6 Temmuz: Bugün 1 Temmuz 2006 ve biz Georgia'yı bırakıp güney Carolina'ya geçeceğiz. Sakin bir seyirden sonra 49 sm ötedeki Beaufort SC şehrine ulaşıp marinanın karşısına demirimizi attık. Ertesi gün Pazar ve şehirde her yer kapalı. Millet kilise peşinde, hatta bizi de yoldan çevirip ayine davet ettiler, zor kaçtık. Burası eski ahşap evler ile dolu bir yerleşim. Küçük ve şirin. Öğleyin kanal kenarında bir lokantada Pazar ayininden çıkan ahali ile birlikte bir yemek yedik. Terden sırılsıklam tekneye döndük. Rüzgar olmayınca sıcak ve Nilgün yerli ile birlikterutubet insanı bunaltıyor, ne de olsa yazın ortasında 32'inci paraleldeyiz (Mısır'ın kuzeyi). Haziranın 3'ünde 67 sm ilerdeki büyük yerleşim Charleston'a doğru yola çıktık. CharlestonSakin bir seyirden sonra Charleston girişindeki köprü açılışına zamanında yetişerek marinanın karşısındaki demir yerine demirledik. Akşam hemen ilerimizde muhteşem bir havai fişek gösterisine şahit olduk. Ertesi gün Amerikalıların kurtuluş bayramı olan Temmuz 4 var herhalde ona hazırlık için yapılan bir gösteri idi. Ertesi gün botu marinaya bağlayarak şehre çıktık. Sanki bir Avrupa şehri gibi bir yer. Alışveriş caddesi King ve Meeting caddeleri dükkan ve butik dolu, etraf da kalabalık. Ayrıca bu caddelere dik gelen bir pazar yeri de turistik eşya satan tezgahlar ile dolu. Herhalde Temmuz 4 bayramı diye millet çoluk çocuk ortalıkta dolanıyor. Öğle yemeğimizi tarihi olduğunu iddia eden bir balık lokantasında yedik, tarihini bilmem ama yemekleri güzeldi. Öğleden sonra ise IMAX adı verilen özel sinema salonunda 3 boyutlu Deep Sea diye bir filim seyrettik. Dönüşte de bir süpermarketten alışverişimizi yaptık ve yorgun tekneye döndük. Akşamki havai fişek gösterilerini bize uzak kaldığı için izleyemedik. Haziran 5 sabahı sakin bir havada saat 5:30 da yola çıktık. Niyetimiz 94 sm yol yaparak Waccama nehrinde bir yerde geceleyip ertesi gün kuzey Carolina'ya geçmek. Sakin bir seyirden sonra ormanlık bir yerde demirleyerek kuş cıvıltıları arasında bir gece geçirdik. Ormanlık alanda kanal suyu bulanık çamur renginden kırmızıya çalan bir renge dönüştü. Ertesi gün ise sabah güzel, öğleden sonra ise soğuk ve yağmurlu bir havada 80 sm yaparak Cape Fear nehrinin hemen kuzeyindeki Carolina Beach köyünün demir yerinde demirleyip geceyi geçirdik. Artık kuzey Carolina'dayız.

7-19 Temmuz: Amerika'nın bu bölgeleri, yani güney, mutaassıp ve milliyetçi bir halkı barındıryor. Evlerin bahçelerinde Amerikan bayrakları yanında veya altında kendi eyaletlerinin bayrağı dalgalanıyor. Hatta hala kuzeylileri diğer adı ile Yankee'leri pek de sevmiyor, gelmelerini de istemiyorlar. Kullandıkları lehçe bile değişik. Bir dükkanda güneyli sözlüğünün satıldığına bile şahit oldum. Adı ise "Dictionary for Yankees and Non Educated People" ( Kuzeyliler ve eğitimsizler için sözlük) idi. Kuzey-güney savaşının izlerini günümüze taşımış olmaları ilgi çekici. Temmuz'un 7'si ve 91 sm ilerdeki Beaufort NC şehrine gitmek üzere bu kez 6:00 da demir aldık. Hem güney hem de kuzey Carolina'da birer Beaufort şehri var. Sadece telaffuzları ile ayrılıyorlar. Hava yine kapalı ve kuzeydoğudan, yani kafadan gelen 10-15 knot bir rüzgar var. Yolda belli saatte açılan köprüler var, dikkatli seyretmeli, açılış Akşap evlersaatlerine göre hızımızı ayarlamalıyız. Öğleden sonra hava yükseldi ve ısındı. Amerikan deniz piyadelerinin üssü olan Camp Le Jeune'nün içinden geçerek yolumuza devam ettik. İki helikopterin üzerimizden hızla geçmesinden başka bir olay olmadı. Akşama Beaufort şehrinin merkezinde bulunan Taylor Creek'de diğer yatların arasında bir yer bulup demirledik Selva & Don Staubve bizi bekleyen dostlar Selva ve Don ile buluştuk. Selva denizci dostlarımız Aykut ve Berna Herekman'ların ( Bast 2 ) kızı. Amerikalı kocası ile buraya yerleşmişler ve üniversitede görev yapıyorlar. Denizi ve denizcileri de çok seviyorlar. Bizi inanılmaz bir samimiyet ile misafir ettiler, hatta otomobillerinden birisini çevreyi gezebilmemiz için bize tahsis ettiler. Bu şekilde hasret gidererek tam bir hafta Beaufort'a misafir olduk. Çevreyi dolaştık, kalesini, deniz müzesini ve yeni açılmış olan akvaryumu gezdik, dostlarımızın evinde nefis akşamlar geçirdik, kendi imalatları olan biralarından tattık. Bir haftanın nasıl çabuk geçtiğini anlayamadık. Temmuz 14 Cuma günü ise karşı marinanın yakıt iskelesinden mazotumuzu tamamlayıp Selva ve Don'u da Vagabond'a misafir ederek hep birlikte onların ikinci evlerinin bulunduğu Oriental kasabasına hafta sonunu geçirmek üzere güzel bir seyir yaptık. Kasaba iskelesine sığ olduğu için yanaşamayıp açıkta demirledik. Oriental küçük bir yerleşim, yaklaşık 900 nüfuslu. Ancak çok şirin bir yer ve halkı hiç de öyle güneyli tipi değil. Gayet misafirperver ve dost insanlar. Ayrıca bizimkileri de çok seviyorlar. Selva ve Don burada nerdeyse bütün kasaba ile dost olmuşlar. Aldıkları bahçe içindeki evi tamir edip Oriental NC limanmüştemilatını da bir bira imalathanesi ve satış noktası haline getirmeyi planlıyorlar. Küçük yelkenli tekneleri ise bahçede römorkun üzerinde son tamirleri bekliyor suya kavuşmak için. Oriental'daki ilk gecemizde bir de heyecan yaşadık. Lİman içindeki manevralar sırasında arasına yosun girip Seyirdede açık kalan şaft kavramasından sızan sular tekneye dolmuş ve otomatik sintine pompası arıza yaptığı için boşalamamış. Gece tekneye döndüğümüzde suların farş tahtalarının üstüne kadar yükseldiğini gördük ve ancak 3 saatlik bir çaba sonunda suları boşaltabildik. Ertesi gün ise Don ile birlikte Beaufort'tan yeni bir sintine pompası aldık ve böyle bir olayın tekrarlanmaması umudu ile yerine monte ettik. Burada da 3 gece kaldıktan sonra Selva ve Don'a veda ettik ve 17 Temmuz Pazartesi günü bir sonraki durağımız Belhaven'a gitmek üzere demir aldık. Buradaki demir yerinde Bahamalarda karşılaştığımız bir teknedeki dostları tekrar gördük. Ertesi gün de burada kalarak şehri dolaştık. Artık hedefe bayağı yaklaştık, önümüzde sığ bir iç deniz olan Albemarle var. Şanına uygun olarak rüzgarlı havada epey ıslanarak iç denizi geçtik ve tekrar kanala girdik. Akşam da kendimize bir çeki düzen vermek için Coinjack kasabasının Midway marinasına bağlandık. Bol su ile Vagabond'u tuzlarından temizledik. Marina'dan 20 Temmuz günü ayrıldık ve Chesapeake koyunun hemen güney doğusundaki Norfolk şehrine yol verdik. Burada kanal bitiyor ancak körfezi geçtikten sonra diğer kanallardan daha da kuzeye, Kanada'ya kadar gitmek mümkün. Norfolk yolunda ise su seviyesini ayarlıyan bir havuzu geçtik.

20-31 Temmuz: Norfolk Virginia eyaletinin bir şehri, Amerikan donanmasının da büyük bir üssü, her tarafta savaş gemileri, doklar, rıhtımlar var. Tabi koca bir de ticari liman içeri bölgede yer alıyor. Aslında bu bölgede 4 şehir yerleşmiş, Norfolk'un hemen kuzeyinde nehrin karşısında Portsmouth biraz kuzeydoğuda Newport News ve Hampton. Biz 20 Norfolk deniz müzesiTemmuzda Portsmouth Askeri hastanesinin önündeki koya demirledik. Hemen karşımızda Norfolk şehir merkezi bulunuyor. Ertesi günü ise Norfolk'u gezmek üzere bot ile karşıya geçtik ve marinanın bot iskelesine bağlandık. Yakındaki alışveriş merkezini ziyaret edip öğle yemeğimizi yedikten sonra deniz Portsmouth, Bisiklet yarışımüzesini gezmeye gittik. Oldukça büyük ve ilginç olan bu müzeyi ve yanındaki savaş gemisini gezmek bizi epey meşgul etti. Bu hareketli yerde 5 gece kaldık ve hem Norfolk hem de Portsmouth şehirlerini etraflı bir şekilde görme imkanı bulduk. Ayrıca Chesapeake koyunun Virginia kıyısında bulunan Deltaville kasabasındaki bir çekek yeri ile telefon ile anlaşarak 25 Temmuz Salı günü karaya çıkmak için anlaştık. Bu arada güzel sinema salonları olan bir alışveriş merkezine sık ziyaretler yaptık ve ünlü Chrysler müzesini de gezdik. Salı günü erken tekrar yola koyularak yaklaşık 40 dm uzaklıktaki Deltaville kasabasına saat 14:30 da ulaştık. Sakin bir koyun nihayetine yakın bir yerde çekek yeri. Biraz uğraşarak Vagabond'u kucağına alan travelift onu üç ay kadar istirahat edeceği yere taşıdı. İç su yolu kanallarında kum zemine çarpmaktan ve oturmaktan salmanın önünün nasıl zımparalandığını gördük. İstanbul için uçak biletimiz 31 Temmuz gününe ayarlandı. Aradaki süre içinde biz de tekneyi temizleyip yelkenlerini toplayarak rüzgardan en az etkilenecek şekle soktuk. En tehlikeli kasırga mevsimi olan Ağustos ve Eylül aylarını İstanbul'da geçirip bir aksilik olmadığı takdirde Ekim başında tekrar buraya dönüp bu kez teknemizi seyre hazırlayacağız ve seyahatimize kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Vagabond karadaSalma

 

Seyahatimizin ilk bölümü tam bir yıl sürdü ve biz bu bir yıl zarfında Ayvalık'tan Deltaville'e kadar 8814 dm yol yaparak Atlantik okyanusunu, çeşitli denizleri ve uzun bir kanalı aşarak sağ salim geldik. Umudumuz seyahatimizin bu şekilde devam etmesi.

 

Geziler sayfasina dönüs