Geziler sayfasina dönüs

3.Etap: Carloforte-Gibraltar arası:

Batı Akdeniz haritası

 

24-25 Eylül: Sabah 190 deniz millik Menorka (Balear/İspanya) geçidini tekrar denemek için saat 6:00 da Carloforte limanından ayrıldık. Hava yeni aydınlanmaya başlamış, deniz sakin. Planımız yaklaşık 36 saat sürecek olan geçidi yapıp 25 Eylül akşamı Menorka adasının Mahon limanında Sakin geçiş(39°52,0'K,4°18,5'D) olmak. Meteorolojiye göre beklenen Kuzeydoğu rüzgarı öğlene doğru geldi ve akşama kadar apazdan aldığımız 10-12 knot rüzgar ile yelken yapabildik. Akşam kalan rüzgar denizin de tamamen kalmasına Ton ve diğerineden oldu ve geceyi çok sakin geçirdik. Zaten Akdeniz'in bu bölgesinde gemi trafiği yok denecek kadar az. Balıkçılara veya ağlara da rastlamadık. Sabah da hava düşük olunca motorla devam ettik. Bu arada Nilgün'ün oltasına biri büyük biri de küçük iki balık takıldı. Büyüğü kiloluk bir ton da öbürünün ne olduğunu anlayamadık. Akşama balık var. Sakin havada olaysız saat 17:00 de Doğu-Batı yönünde haliç gibi uzanan Mahon limanına girip boş bulduğumuz bir şamandıraya bağlandık. Biraz sonra gelen görevli şamandıra parasını (10€) kesip durumu izah etti. Liman içinde demirlemek yasak. En ucuz bağlanma şamandıra, iki misline raftlara bağlanırsan elektrik ve su da var. Beş-altı misli ödersen rıhtıma bağlanabiliyorsun. Biz elektrik ve su problemimiz olmadığı için ekonomik olan tonozda kalıp bot ile şehre gitmeyi tercih ettik. Yorgun olduğumuzdan nefis balığımızı yedik ve istirahati tercih ettik. Mahonun keşfini ise ertesi güne bıraktık.

26 Eylül: Gece sabaha karşı sıkı bir yağmur tekneyi iyice yıkadı ve bizi bir işten kurtardı. Sabah ise hava açılmış, pırıl pırıl bir güneş bizi ısıtmaktaydı. Merkezden görünüşBotu hazırladık ve halicin Kuzey kıyısındaki bot rıhtımına gidip bağlandık. Liman yetkilisi gümrüğe gitmemiz gerektiğini Şehir merkezisöyleyince hemen yakındaki gümrük binasına uğrayıp İspanya'ya girişimizi yaptırdık. Bir seyir izni kağıdı veriyolar, o kadar. Bizdeki veya Yunanistandaki gibi paralı da değil. Yakındaki deniz malzemeleri mağazasından motor yağı ve İspanya pilot kitabı aldık. Sonra ise merdivenlerden çıkıp şehre gittik. Mahon İspanya genelindeki beton kıyı şehirlerinden değil. Tipik binalar temiz ve bakımlı. Yeşil yerleri çok. Çok hoş bir yer. Mevsim sonu olmasına rağmen epey de turist var. Alman ve İngilizler çoğunlukta. Öğle yemeğimizi merkezde bir lokantada yedikten sonra çok şirin bir pazar yerinden ve altındaki süpermarketten alışverişimizi yaptık. Tekneye bir sefer yaptıktan sonra tekrar karaya çıkıp keşfe devam ettik. Akşam ise tipik mahon yemekleri servisi yapan bir restoranda mahalli yemekleri tattık. Gece şehir özel aydınlatması sayesinde nefis bir görüntü veriyor. Mahon bizde çok olumlu bir izlenim bıraktı. Ertesi gün Balearların en büyük adası olan Mayorka adasına geçeceğiz.

27-29 Eylül: Sabah güneşli bir havada tonozumuzu terk edip biraz ilerdeki mazot iskelesine yanaştık. Su ve mazotumuzu tamamlayıp saat 9:25 de Puerto PetroBalearların Mayorka adasının Doğu tarafındaki Puerto Petro limanına (39°21,6'K,3°12,9'D) doğru yola çıktık. Yol yaklaşık 63 deniz mili, hava da sakin. Bu civarda yat trafiği yoğun ancak adadan biraz ayrılıp uzaklaşınca ortalık sakinleşti. Olaysız sakin bir motor seyrindeki tek vaka oltaya gelen balık oldu. Akşama yine yakışıklı balığımız var. Buralardaki bolluğu görünce oltayı toplayıp bu balıkla yetinmeye karar verdik. Limana oldukça gecikerek saat 20:15 de girebildik. Bu günler sonbahar günleri ve gündüzlerin kısalmaya başladığını hissediyoruz. Hava ise gündüzleri hala sıcak olmasına karşılık geceleri serin olmaya başladı. Karanlıkta demirlemiş teknelerin arasında kendimize bir yer bulup demirimizi attık. Gece ise iyice kalan rüzgar teknelerin aykırı durmasına ve birbirlerine yanaşmalarına neden oldu ve Nilgün'ün uykusunu kaçırmaya yetti

Rapita koyu.

Ertesi gün bot ile karaya çıkıp oldukça küçük bir yerleşim olan Puerto Petro'yu gezdik. Yakışıklı bir de marinası var. Daha çok balıkçı tipli küçük tekneler yerleşmiş. Dalgakırana doğru ise birkaç yelkenlinin yanaştığı bir rıhtımı mevcut. Küçük Puerto Petro'yu saat 13:00 de terkedip bu kez adanın Güney kıyısında geniş bir koy olan ve dalga almayan Rapita koyunda (39°20,1'K,2°59,2'D) 4 metre suya demirledik. Yaptığımız yol sadece 14 deniz mili. Hava sıcak, deniz pırıl pırıl, kum olan dip görünüyor. Sahil göz alabildiğine kalabalık bir plaj. Biz de hemen mayoları giyip bu güzel denizin tadını çıkarttık. Akşamüzeri gelen birkaç tekne ile sakin bir gece geçirdik.

Demir yeriPorto Andratx

Ertesi sabah, Mayorka adasının ana limanı olan Palma'yı 2003 yılında Mat ile yanaşıp iyice gezdiğimiz için atlayıp, adanın Güneybatısındaki Porto Andratx limanına (39°32,7'K,2°23,1'D) gitmek üzere demir yerimizi saat 9:10 da terk ettik. Yolumuz 30 deniz mili. Yoğun bir yelkenli, motoryat ve feribot trafiği arasında 14:50 de Porto Andratx'a ulaştık. Yüksek tepelerin arasında bir koyda bir tarafı büyük bir marina diğer tarafı demir yeri kalabalık bir yer. Demirlemiş tekneler arasında gördüğümüz bir Vagabond 47 nin yanına demirledik. Bot ile karaya çıktığımızda ise gayet sosyetik bir yerde olduğumuzu farkettik. Sokaklarda ispanyolcadan fazla almanca konuşulan bu yerin Almanya'dan da farkı yok. Her yer tertemiz düzenli. Sahilde lokanta kafe ve restoranlar süper. Bir de emlakçılar. Memleketi parselleyip yabancılara satmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir süpermarketten alışveriş yapıp tekneye döndük. Yarın Balearlardaki üçüncü adamız olacak olan İbiza adasına gideceğiz.

Lambuka30 Eylül: Sabah koyu bulutlar ile kaplı bir sonbahar gününde saat 8:00 de Port Andratx'ı terkettik. Hafif bir rüzgar ile 55 deniz mili mesafedeki Ibiza adasına doğru yol verdik. Bu adaya da 2003 yılında Mat ile uğramış ancak bir gece geç gelip erken çıktığımız için gezememiştik. Bu kez gezmeye niyetliyiz. Yolda hava yükseldi ve güneş kendini gösterdi.Deniz ise kaba dalgalı. Ana yelken açık olmasa epey sallanacağız. Pek fazla deniz trafiği yok. Sakin seyir sırasında Nilgün'ün oltasına iki kez balık vurdu ve maalesef rapalaları koparıp gittiler.Kaçan balık büyük olur derler ya herhalde iri kıyım şeylerdi. Son olarak taktığımız ve Marmaris'teki bir dükkandan aldığımız plastik balıklı iğneye ise koca bir Lambuka geldi. Eh kısmet işte, akşama taze balık var. Akşam saat 18:10 da İbiza'nın hemen Doğusundaki Talamanca koyuna (38°54,9'K,1°27,6'D) 4 metre suya demirimizi attık. Marinaya sabah geçeceğiz. Sakin havada, sallanmadan, üzerimizden geçen uçakları ve İbiza'nın ışıklarını seyrederek Nilgün'ün özel formül ile pişirdiği balığımızı yedik.

1-2 Ekim: Güzel bir Cumartesi sabahı hemen yandaki İbiza limanına geçip limanın Doğusundaki ilk marina olan Botafoch marinasının (38°54,7'K,1°26,9'D) mazot iskelesine yanaştık. İbiza limanı büyük bir liman. Üç tane marinası, çeşitli yat yanaşma yerleri, kısa ve uzun mesafelere giden feribotlar ve gemiler için rıhtımlar var. Tam bir curcuna. Bunların hemen tepesinden geçen uçaklar da cabası. Marina dolu görünüyor ama bize boş bir yer buldular. Fiyatlar ise bugünden geçerli olmak üzere %33 tenzilatlı, 60 yerine 40€, banditolar kış tarifesine geçmişler! Mazotumuzu tamamlayıp yerimize yerleşip yerleşmez fırlayıp şehre koştuk. Amaç dükkanlar kapanmadan bir telefoncu bulup Mahon'dan aldığımız telefon kartını ve telefonu internete bağlanacak şekilde ayarlatmak. Dükkandaki kızdan bu işin olmayacağını öğrenip şehirde bir öğle yemeği yiyerek tekneye döndük. Çamaşır işlerini organize ettikten sonra tekrar bir şehir seferi yaptık. Dar sokaklı eski şehri ve kalesini gezdik. Burası da yabancılara pazarlanmış yerlerden biri. Sokaklarda her milletten, Türk dahil, insan mevcut. Liman yakınındaki turistik bölgede ise koca bir ıvır zıvır pazarı var. Tabi her türlü restoranın varlığını söylemeye gerek yok. Gezmekten pestil vaziyette ertesi gün bisikletleri çıkartmak üzere tekneye döndük.

Ibiza center İbiza eski şehirIbiza dar sokakIbiza market

Pazar günü heryerin kapalı olduğunu bisiklet turumuz sırasınada öğrendik. Hava da pek tatsız olduğu için burada bir gün daha kalıp Pazartesi alışveriş yapıp hemen yakındaki (5 deniz mili) Formentera adasına geçmeye karar verdik. Günü ise göremediğimiz yerleri dolaşmak ile geçirip teknedeki işlerimizi yapmak ile geçirdik. Pazar günleri İbiza pek bir sakin oluyormuş. Bunda soğuk ve kara bulutlar ile kaplı havanın da tesiri var herhalde. Ancak meteorolojiye göre Pazartesi hava ısınacakmış.

3-5 Ekim: Meteoroloji yanılmış, zira hava ancak Salı günü kendine geldi. Pazartesi soğuk ve kapalı bir havada son alışverişlerimizi tamamlayıp saat 11:30 da İbiza Botafoch marinasını terk ettik. On deniz mili Güneybatı'daki Formentera adasının hemen Kuzey'indeki Espalmador adasının rüzgara kapalı bir koyuna Formentera-Sabina limanıDemir yeri(38°46,8'K,1°25,5'D) demirli birçok teknenin arasına saat 13:20 de biz de demirledik. Hava pek uygun olmadığı için Formentera ziyaretini daha sonraya bıraktık. Ertesi gün kalktığımızda İtalya Carloforte'den tanıdığımız Fransız Papa Joe teknesinin hemen arkamıza demirlemiş olduğunu gördük. Bu kadar mesafeden sonra tekrar görüşmek hoş oldu. Rene İspanya'nın Akdeniz kıyılarını daha önce gezmiş olduğu için bize epey bilgi verdi. Günü bol güneşli demir yerinde geçirip ertesi gün sabah yine güzel bir havada iki deniz mili ötedeki Formentera'nın yegane limanı olan Sabine limanının hemen dışına demirledik ve bot ile karaya çıktık. İbiza Formentera arasında yoğun bir feribot trafiği var ama mevsim geçmeye başladığı için pek bir kalabalık yok. Her yer bisiklet, motosiklet ve otomobil kiralayan dükkanlar ve onların arasına serpişmiş bar ve restoranlar ile dolu. Gördüğümüz bir dükkandan balıklara kaptırdığımız rapalalar yerine yenilerini aldık. Yani niyet kötü, balıklar korksun. Sonrasında biz de bisikletlere atlayıp dolaşmaya başladık ama bisiklette çıkan bir arıza yüzünden turu erken kesip tekneye döndük ve akşamı geçirmek üzere tekrar demir yerimize yol verdik.

6 Ekim: Bugün İspanya anakarasına geçeceğiz. Bulunduğumuz yerden en yakın yer 60 deniz mili Batıdaki Moraira el Rinconet koyu (38°41,0'K,0°08,8'D). Saat Denizde hortum7:00 de demirimizi aldık. Batıya gittikçe ve günler ilerledikçe güneş daha geç doğuyor. Demir yerimizden karanlıkta ayrıldık, ancak saat 8:00 de ortalık aydınlandı. Hava tahminleri geçişe uygun ancak zayıf rüzgar yelkene elvermiyor. Ana yelken yalpayı önlemek için açık. Motor ise son bakımdan sonra epey neşeli, problemsiz çalışıyor. Bakımları aksatmamakta yarar var. Parçalı bulutlu havadaki seyrimizin en kayda değer olayı ise İspanya'ya yaklaştığımızda tam pruva istikametine ortaya çıkan bir hortum oldu. Nilgün'ü epey korkutan bu olay bir müddet sonra kayboldu da rahat bir nefes aldık. İspanyollar VHF telsizden iki saatte bir hava durumu raporu veriyorlar. Dolayısı ile ne olup bittiğini takip etme imkanı var. Balık işi ise kesat, vuran balık var ama oltada bir gariplik var, yarı yolda kaçıyorlar. Saat 17:30 da demir yerimize ulaştık. Kuzeye ve Batıya kapalı bir koy ama biraz solugan alıyor. Sallanarak yemeğimizi yiyip geceyi geçiriyoruz. Gece bir iki kaçak yapıyor ama demir bizi kıpırdatmıyor.

7-8 Ekim: Sabah saat 8:20 de 2003 yılında Mat teknesi ile uğradığımız ancak gezip göremediğimiz 36 deniz mili Güneydoğudaki Alicante limanına (38°20,5'K,0°28,9'B) gitmek üzere demirimizi topladık. Bu kadar koy gecelemesinden sonra marina ziyareti iyi olacak. Bundan sonra Gibraltar'a kadar kıyı seyri yapacağız, İspanyanın Akdeniz kıyılarının büyük kısmını (Costa Blanca ve Costa del Sol) görmek imkanımız olacak. Ayrıca yolda 0° Benidormboylamını geçip Batı yarıküresinde seyre başlayacağız. Ancak yola çıktığımızda kıyıların Balear kıyılarından farklı olduğunu gördük. Hertaraf siteler ve yüksek apartmanlar ile dolu.Alicante Hele Benidorm diye bir yer bizi hayretler içinde bıraktı, beton oldu diye şikayet ettiğimiz Kuşadası bile buradan çok daha güzeldir dedirtti. Saat 10:00 da 0° boylamını geçtik ve GPS cihazımız Batı boylamlarını yazmaya başladı. Balık yine vuruyor ama kaçırıyoruz, ciddi bir tedbir gerekecek. Apartman dolu kıyıları seyrederek saat 15:15 de Alicante'ye ulaştık. Mazotumuzu tamamladık ve devasa bir limanın içinde yer alan ve şehrin göbeğindeki marinanın fingerli pontonuna bağlandık. Temizlik işlerini Alicante pazarıikmal ettiktan sonra şehri gezmeye koyulduk. Görülmeye değer, hem yeni hem de eski yerleri olan şık bir şehir. Akşam ise rıhtım boyunda bir Suriyelinin işlettiği lokantada Nilgün çok özlediği kebap, Ali ise İspanyolların ünlü yemeği Paella olmak üzere bir yemek yedik. Kalabalık rıhtım boyunda kızılderili bir gurubun verdiği sokak konserini de dinleyip Kızılderili konserimarinaya döndük. Ertesi gün ise iyice dinlenmiş olarak kalkıp bu güzel şehri önce pazar yerinden başlamak üzere gezmeye başladık. Cumartesi olmasına rağmen kocaman ve güzel bir binaya yerleşmiş olan kapalı pazar yeri çok kalabalık. Biz de alışverişe başladık ve taze sebze ve meyve ihtiyacımızı giderdik. Öğlen tekneye uğrayıp Nilgün'ün pazardan aldığı malzeme ile yaptığı nefis paellayı yedik, bisikletin arızasını giderdik ve dinlendikten sonra bu kez şehrin yeni bölümünü gezdik ve bir büyük mağazadan geri kalan alışverişimizi yaptık. Tekrar bir tekne seferi ve dinlenmeden sonra akşam şehir turu atıp Cumartesi gecesi heyecanını izledik. Halkın piyasa yaptığı kordon boyu epey kalabalık. Şık giyimli ispanyollar ya yürüyorlar ya da kenardaki sandalyelere oturup sohbet ediyorlar. Turistik bir görünüm veren eski şehir belki de mevsimin geçmiş olmasından dolayı pek kalabalık değildi. Alicante bizde çok iyi bir izlenim bıraktı, iyi ki tekrar gelmişiz.

9-10 Ekim: Alicante'de son bir Pazar turu attıktan sonra saat 13:20 de sakin ve güneşli bir havada marinayı terkettik. Pazar günü olması dolayısı ile yat trafiği oldulkça yoğun. Ayrıca yakındaki eski korsan yatağı küçük Tabarca adasına da turist gemileri çalışıyor. Hedefimiz 23 deniz mili mesafedeki Torrevieja limanı (37°58,3'K,0°41,4'B). Yolculuk yine motora kuvvet ve sakin geçiyor ve saat 18:10 da geniş limanın Batısına demirlemiş teknelerin arasına biz de demirliyoruz. Geç olduğu için şehre çıkma işini ertesi güne bırakıp teknede kaldık. Limanın içinde iki ayrı marina mevcut ve tamamen dolu görünüyorlar. İspanyollar da deniz işine iyice merak salmış bir millet. Sakin bir gece geçidrdikten sonra ertesi sabah kapalı ve yağmurlu bir hava Mar Menor girişiile karşılaşınca şehri uzaktan seyratmenin de yeterli olduğuna karar verip saat 11.00 de bir sonraki hedefimiz olan Mar Menor'a (37°44,5'K,0°43,2'B) doğru yola çıktık. Yolda hava yükseldi ve güneş yine kendini gösterdi. Mar Menor Torrevieja'ya çok yakın, sadece 14 deniz mili uzaklıkta. Denizden bir kum bankı ile ayrılmış Kuzey-Güney doğrultusunda 12 dm, Doğu-Batı doğrultusunda 6 dm ebadında bir iç deniz. Saat başı açılan bir köprüden girip çıkılıyor. Su derinliği 5 metre civarında olan bu denizde iki tane de ada var. Ayrıca hem girişte, köprüyü geçince, hem de içdeniz çevresinde birçok marina da var. İçdenizin bütün çevresi apartmanlarla dolmuş. Gündüz manzarası pek iç açıcı olmasa da, gece 360 derece ışıl ışıl, ilginç bir görüntü veriyor. Biz Batı kıyısında iki adet restoranı olan küçük Perdiguera adasının koyuna demirledik. Restoranların iskeleleri var ama çok sığ, yelkenli için kritik. Dmirde, manzara seyrederek sakin bir gece daha geçirdik.

11 Ekim: Sabah 10:00 daki köprü açılışına yetiştik. Pek bir trafik yok, sadece 3 tekne vardık. Sonbahar burada da kendini göstermeye başlamış, Nilgün balığı ilehavalar serinleyince yat trafiği bayağı azalmış. Biz yine Güneybatıya doğru seyrimize devam ediyoruz. Mutlaka sıcak havalara kısa sürede kavuşacağız. Bugünkü hedef 40 dm mesafede Mazarron limanı (37°34,0'K,1°15,0'B). Küçük ve balıkçı dolu diyor kitabımız ama bakalım, yanaşacak bir yer buluruz herhalde. Arada önemli şehir Cartagena var. Ama biz Mat ile 2003 yılında gelip bu limanı ve şehri detaylı bir şekilde gezmiş olduğumuz için bu kez burayı atlayacağız. Hava yine zayıf ama Güneyden iri ölü dalgalar var. Ana yelkeni sallanmayı önlemek amacı ile açıp giderken oltaya kiloluk bir ton takıldı. Akşama taze balığımız hazır. Saat 17:00 civarı Mazarron limanına girdiğimizde tam bir şantiyenin içine düştük. Limanda inşaat var. Betonyerler, vinçler, kamyonlar çalışıp duruyorlar. Biz de burada kalınmaz deyip biraz Doğudaki korunaklı koya demirimizi attık. Yazlık bir yer, oldukça sakin. Demirli veya tonozda da birçok da tekne var. Seçimimiz iyi olmuş, yine sakin bir gece geçirebildik. Sahil yine ışıl ışıl, manzara mükemmel.

12 Ekim: İyice kalan hava ile sabah saat 8:00 de demir aldık. 37 dm mesafedeki Garucha limanına (37°11,0'K,1°49,1'B) gitmek istiyoruz. Hava açık, Garucharüzgar döndü dolaştı ve sonunda karar verip Güneyden iyice bastırmaya ve dalga kaldırmaya başladı. Yolun son kısmını bayağı ıslanarak tamamladık. Limana saat 15:20 de girdik. Maalesef limanın ağzı Güneye baktığı için içerisi darma duman. Yanaşılacak tek boş yer olan mazot iskelesine aborde olduk ve rüzgarın yaslaması ile bordamız iskeledeki lastik usturmaçaların karasına bulandı. Bizim usturmaçaları uygun yerleştirip kara makyaj işine bir son verdik. Limanın Kuzeyindeki marinanın pontonlarına bağlı daki tüm tekneler liman içine giren dalga ile acayip sallanıyorlar. Saat 16:00 da gelen marina sorumlusu ile de anlaşıp, başka çare de olmadığı için gece aynı yerde kalmaya karar verdik. Şansımıza iki saat sonra rüzgar durdu da ortalık biraz düzeldi. Biz de tatil kenti havasındaki bu yeri keşfe çıktık. Kocaman bir kumsalın arkasında bir yol ve uzun bir yerleşim. Burada da durum aynı, mevsim sonu pek çok yer kapatıp gitmiş bile. Sahil boyundaki bir kafede biz de biraz keyif yapıp, hava kararırken teknemize döndük. Su ve elektrik bağlantılarını da yapıp, akşamı geçirmeye hazırlandık. Nilgün balıktan kalanları mayonezli balık yapmış, nefisti.

13 Ekim: Sabah 7:30 da çözülüp yola çıkarken ortalık karanlıktı. Uygun gelen rüzgar ile yelken yapmaya kalktık ama rüzgar değişiverdi. Biz de Ceneviz koyuvazgeçip motor ile devam ettik. Bugün niyet Gata burnunu dönüp, Costa Blankadan Costa del Sol'ün ilk büyük limanı olan Almeira'ya (36°49,9'K,2°27,8'B) geçmek. Mesafe 43 dm. Garucha'nın biraz güneyinde Carboneras denilen bir yerleşim var. Tam üç tane liman yapmışlar. Kuzeydeki balıkçıların, ortadaki elektrik santralının, Güneydeki ise çimento fabrikasının. Hepsinin de ağzı Güneye bakıyor. Gata burnuna yaklaşınca rüzgar tam kafadan 25 knotlarda esmeye başladı ve deniz de kabarmaya başladı. Arada 30 knotları da görüp dövünmeye başlayınca Gata burnunun iki dm Kuzeyindeki Güneye kapalı Ceneviz koyuna (36°44,5'K,2°07,1'B) girmeye karar verdik. Koyda bizden başka bir yelkenli daha var. Kıyıya iyice yaklaşıp saat 12:50 de demirimizi attık. Deli rüzgar 25-30 knot eserek bizi fıldır fıldır döndürmeye başlayınca kozumuzu oynayıp mizana yelkenini açtık ve dönme işi bitti, hatta demire koyduğumuz bosa halatı bile rahatladı. Koyun hızlı sörfçüsü ise gayet mutlu, durmadan volta atıyor. Rüzgar akşam da devam edip sabaha doğru durdu ve bize rahat verdi.

14 Ekim: Sakinleyen hava ile birlikte saat 8:30 da demir alıp 17 dm mesafedeki Almeria'ya yol verdik. Sakin ve güneşli bir havada Almeria "Club deAlmeria Club de Mar marinasıMar" marinasının mazot iskelesine saat 12:00 de aborde olduk. Mazotumuzu tamamladık ve cüzi bir ücretle bir gece kalacağımız misafir rıhtımına yanaştık. Almeria 2005 yılı Akdeniz oyunlarının yapıldığı şehir ve hala oyunların izlerini taşıyor. Hatta marinada Türk ekibinin kullandığı depo/dolabın üzerinde TUR yazısı duruyor. Almeria düzenli, temiz, tarihi binaları olan bir şehir ve eyalet başşehri. Eski binalara yerleşmiş pek çok resmi kuruluş görülüyor. Çok geniş ve ağaçlar içinde iki ana caddesi var. Şehrin batısında yüksek bir tepeye yerleşmiş Alcazaba adında bir kalesi ve onun eteklerinde de daracık sokakları ve eski evleri ile bir medina (Eski şehir) yer almış. Öğleden sonra bomboş olan sokaklar siesta vaktinin geçmesi ve dükkanların açılmaları ile birlikte akşama doğru dolmaya başladı. Cadde kenarlarındaki kafelerden birinde biz de bu keyfe katıldık. Sonra ise biraz "window shopping" yapıp marinada uslu uslu yatan teknemize döndük.

Almeria denizden genel görünüş.

 

15 Ekim: Bugün planımız biraz yol yapıp gece bir koyda kalmak ve ertesi gün Benalmadena marinasına ulaşmak. Hava raporları Doğu'dan hafif Herradura demir yeri.rüzgarlar öngörüyor. Biz de hazırlıklarımızı tamamlayıp saat 8:55 de Almeria Club de Mar marinasını terk ettik. Hava raporlara uygun olarak sakin ve güneşli. Artık Akdenizin sonunu motor ile bulacağımız kesin gibi, bizim tekneyi götürebilecek uygunlukta bir rüzgarı bulamıyoruz. Biraz çalıştıktan sonra bu havada kalınacak en uygun yerin 65 dm Batıdaki Herradura koyu (36°42,9'K,3°44,3'B) olacağına karar verdik ve rotamızı ona göre düzenledik. Yine sahile paralel bir seyir yapıyor ve etrafı seyrederek gidiyoruz. Burada Costa Blanca'daki gibi çok yüksek binalar yok. Daha çok siteler yer almış. Ayrıca inanılmaz miktarda sera var. Özellikle Kuzey Avrupa'nın taze sebze ve meyva ihtiyacı Costa del Sol seralarında yetişiyormuş. Bu durumda yapılanma kumsalın hemen arkasında yer alıyor, sonrasında ise bitmek tükenmek bilmeyen seralar. Bu arada sabah 1,5 knot kadar lehimize olan akıntı maalesef terse döndü ve 0.5-1 knot aleyhimize çalışmaya başladı. Demir yerine güneş battıktan sonra saat 20:35 de karanlıkta girebildik. Allahtan mehtap parlıyor ve sahile atılmış şamandıraları görebiliyoruz. Demir yeri çok sakin, ancak yine de giren soluganla hafif hafif sallanarak geceyi geçirdik.

Costa del Sol seralar.

 

16-17 Ekim: Tekrar iki günlük bir marina keyfi yaşayacağız. Costa del Sol sahillerinin önemli turistik merkezlerinden biri olan Torremolinos'un hemen Benalmadena marinayanında yer alan Benalmadena marinasına (36°35,7'K,4°30,7'B) gitmek üzere saat 8:40 da demirimizi topladık. 38 dm yolumuz var. Hava tahminleri hafif Doğu rüzgarları öngörüyor. Yine tahminleri yalancı çıkartmayan hafif Doğu rüzgarı ile birlikte açık bir havada motora kuvvet hedefimize ters akıntıya rağmen koşturmaya başladık. Buraların büyük şehri Malaga'yı geçer geçmez marina kendini göstermeye başladı. 150 dönüme yayılmış büyük bir tesis. Buranın bekleme rıhtımına saat 16:05 de yanaşıp kaydımızı yaptırdık. Bize ana mendirekte bir yer gösterdiler ve kıçtankara yerleşmemize yardımcı oldular. Duşlar için de Torremolinos sokaklarımanyetik bir anahtar verdiler. Yerleştikten ve temizlik faslından sonra etrafı bir keşfe çıkalım dedik. Bugüne kadar epey marina gezdik ama böylesini ilk defa görüyoruz. Yalnız yat yanaşma yeri değil, turistik bir tesis. Alışveriş Torremolinosmerkezi, restoranları, cafeleri, barları, apartmanları, butikleri, supermarketi, eğlence merkezleri ve teknik bölümü ile dehşet bir yer. Ayrıca da acayip kalabalık. Torremolinos'u ertesi güne bırakarak ancak marinayı gezebildik. Akşam da bir değişiklik olarak marinada bir çin lokantasına gidip keyfimizi tamamladık. Ertesi gün ise kapalı ve ara sıra hafif yağmurlu bir havaya rağmen bisikletlere atlayıp Torremolinos'u keşfe çıktık. Aynı Marmaris gibi, kilometrelerce uzanan geniş bir kumsal boyunca giden bir yaya yolu ve dizili barlar, kafeler ve dükkanlar. Bunlara yüksektan bakan da bir şehir. Bisikletleri bir yere bağlayıp merdivenlerden biz de yukarı çıktık. Burası da marina gibi, çoğunluğu ingiliz olan yabancılarla dolu. Şehri iyice turlayıp tekrar aşağı indik ve marinanın supermarketinden biraz alışveriş yapıp tekneye döndük. Akşam yağmur daha da çoğalıp bizi teknede hapsetti. Biz de yemeğimizi teknede yiyip ertesi günkü seyrin hazırlıklarını tamamladık. Hava tahminleri yağmurun hafifleyerek devam edeceğini söylüyor.

18 Ekim: İspanya ana karasındaki son limanımız olacak olan 30 dm Batı'daki Estepona'ya (36°24,9'K,5°09,4'B) gideceğiz bugün. Oradan Gibraltar Estepona sahil yoluEstepona fenerisadece 20 dm uzaklıkta. Sabah yağmurlu bir havada kalktık. Toparlanıp yola çıkmamız saat 9:00 u buldu. Çiseleyen yağmur ve rüzgarsız bir havada sahili seyrederek yol yapıyoruz. Nilgün'ün balık çabaları netice vermiyor. Bu arada son olarak Espalmador demir yerinde görüştüğümüz Papa Joe teknesine yaptığımız çağrıya cevap geldi ve Gibraltar'a yaklaşmakta olduklarını öğrendik. Onlarla Gibraltar'da görüşmeyi kararlaştırdık. Estepona'ya yaklaştıkça hava yükseldi güneş çıktı ama yine rüzgar yok. Olaysız ve balıksız geçen bir seyirden sonra saat 15:00 de Estepona limanı bekleme pontonuna yanaştık ve giriş işlemlerini tamamladıktan sonra gösterilen yere bağlandık. Çok cici bir marina ve güzel çevresi keyfimizi yerine getirdi ve biraz Doğudaki şehir merkezine yürüyerek etrafı keşfettik. Yeşillikler içinde düzenli bir yerleşim. Sahil boyunca uzayıp giden bir kasaba. Bol bol fotoğraf çekip akşam üzeri teknemize döndük ve akşamı dinlenerek geçirdik.

19 Ekim: Bu gün Akdeniz'in çıkış kapısı olan Gibraltar'a (36°09,2'K,5°21,6'B) geçeceğiz. Gibraltar İngiliz yönetiminde küçücük bir yarım ada. İspanya anakarasının en Güney noktasında yer alıyor. Yol kısa, sadece 20 dm. Hava açık ve sadece 10 knot esen bir Güneybatı rüzgarı var. Estepona'yı tam öğle vakti saat 12:00 de terkettik. 15:25 de Gibraltar'ın en Güney noktasındaki Europa Point fenerini dönüp kalabalık limana girdik. Saat 16:00 de de limanın en Kuzeyinde havaalanı pistinin yanında yer alan liman yetkilisinin rıhtımına yanaştık ve hızlı bir şekilde işlemleri bitirdik. Hemen yanda petrol istasyonu var. Yanaşıp mazot ve motor yağı eksiğimizi de tamamladıktan sonra pist ile İspanya sınırı arasındaki demir yerine gidip Papa Joe teknesinin yanına demirledik. Bu akşamı fransız dostlar ile geçirip yarın yine hemen karşıdaki Marina Bay marinasına yanaşacağız.

Europa point feneriMarina Bay

Böylece Akdeniz'deki son etabımızı da tamamlamış olduk. Başka bir deyişle toplam yolun ancak onda birini. Gibraltar'da bir müddet kalıp hem sevgili komodorumuz Teoman Arsay'ı misafir edeceğiz, hem de Atlantik'e açılmadan eksiklerimizi tamamlayıp hazırlık yapacağız. İspanya ve Gibraltar gezimizi İspanya'nın Balear adalarının Menorka adasının limanı olan Mahon'dan başlayıp, 2 ülkede 17 değişik liman veya koya uğrayıp, Batıya giderek 27 günde Gibraltar limanında tamamladık. Böylece 775 deniz millik Carloforte-Gibraltar etabını da bitirmiş olduk.

 

Geziler sayfasina dönüs